Göç Müzesi
Türkiye'deki müze kültürü Avrupa'ya göre daha zayıf bir görünüm arz etmektedir. Nüfusunun yüzde 9'u göçmen olarak yurtdışına gönderen Türkiye'de bir göç müzesinin bulunmaması büyük bir eksiklik.
Cumhuriyet tarihimizin son yıllarında özel sektörün öncülüğünde açılan birkaç müze dışında başka yeni müze açılmamıştır. Okulların müze ziyaretleri ve ailelerin çocuklarını daha küçük yaşlarda müze kültürüyle tanıştırması, Türkiye'de alışılagelmiş gelenekler arasında yer almıyor. Buna karşılık Avrupa ülkelerinde okul çağındaki çocuklar sık sık müzeye gidiyorlar. Ayrıca aileler de çocuklarını müzeye götürmeyi kendileri için önemli bir görev sayarlar.
90'lı yıllarda Almanya'nın eski başkenti Bonn'da üç yıl içinde dört yeni müze açıldığını söylersek ve bunların toplam ziyaretçi sayılarının Bonn'un toplam nüfusunun 10 katını bulduğunu belirtirsek Avrupa'daki müze kültürü hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Almanya'nın liman kenti olan Bremerhafen'da Almanya'dan Amerika'ya göçü simgeleyen bir göç müzesi bulunmakta. Bu müzede Amerika'ya göç edenlerin konumunu anlatan çok güzel örnekler yer almaktadır.
Buna karşılık Almanya başta olmak üzere ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde 6,5 milyon vatandaşı göçmen olarak ikamet etmekte olan Türkiye'nin bir göç müzesi bulunmamaktadır. Nüfusunun yüzde 9'u göçmen olarak yurtdışında yaşatan Türkiye'nin böyle bir müzeye sahip olmaması büyük bir eksikliktir. Özellikle
göçmenlerin büyük bir çoğunluğunun İstanbul üzerinden dış ülkelere gitmiş olması gerçeği, İstanbul'un bu konudaki önemini artırmaktadır. Avrupa'da çelik ve kömür endüstrisinin bitmesinden sonra birçok fabrika ve maden ocağı müzeye dönüştürüldü. Acaba önümüzdeki yıllarda İstanbul Belediyesi, İstanbul'un Beykoz ilçesinde bulunan kundura, Şişecam fabrikasını veya Beyoğlu´nda tarihi bir binayi bir müzeye dönüştürmeyi düşünüyor mudur? Diğer önemli bir konumu da Almanya üstlenmektedir. 31 Ekim 1961'de Türkiye ile Almanya arasında imzalanan ilk göç anlaşmasının 2011 yılında 50. yılı kutlanacaktır. Bu açıdan ciddi bir projeyle İstanbul'da bir dışarıya göç müzesi oluşturulabilir.
Almanya'da yaşayan gençler ve Türk göçmenlerinin çocukları ve torunları, kendi tarihlerini bu müzede yaşayabilirler. Türkiye'de müzelerin içi boşaltılır, çalınıp eserlerin yerine taklitleri konulurken acaba bir göç müzesinin kurulmasını beklemek ne kadar gerçekçi olur diye düşünülebilinir.
Bu artık tam anlamıyla genç nesillere vereceğimiz müze kültürüyle bağlantılıdır. Amerika, Kanada gibi ülkelerde göç müzeleri önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye, Çin, Hindistan´ın yanında kendi sınırlarının dışında en çok göçmen yaşatan 4. ülke konumunda. Bu açıdan Türkiye'den göçmenlerine yönelik böyle bir saygı beklemek, son 50. yılda kazançlarını ülkelerine gönderen Türk göçmenlerinin de hakkıdır. Çalışma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ile birlikte el ele verip bu konuda somut bir proje gerçekleştirmeli veya ortaya çıkacak ciddi bir projeye destek sağlamalıdır.
