Yazdır

Guido Westerwelle'ye Mektup

Sayın Dışişleri Bakanı Dr. Guido Westerwelle

Sayın Dışişleri Bakanı,

Ben sizi liberal, aydın ve dürüst bir siyasetçi olarak tanıdım.

Sizin, diğer birçok Alman politikacının aksine, Türkiye ve Almanya’daki Türk kökenli göçmenlere karşı olumlu bir tutum içerisinde olduğunuzu biliyorum. Üzülerek belirtmeliyim ki sekiz Türk ve bir Yunan serbest meslek sahiplerinin Naziler tarafından vahşice katledildiği ortaya çıkmış bulunmaktadır. Ancak maalesef Alman polisi, bu vakaların aydınlatılması için çok istekli olmamıştır. Sadece şans eseri cinayetlerin faili ortaya çıkmıştır. Mağdur aile üyeleri 11 yıl boyunca polisin suçlamalarına ile yaşamak zorunda kalmıştır.

 

2004 yılında 22 Türk’ün yaralandığı Keupstraße bombalanması da zaten Nazilerin hanesine yazılmıştır.

Türk Araştırmaları Merkezi (ZFT) direktörü olduğum zaman boyunca, barış içinde      “Birarada Yaşama„ çeşitli araştırmalar vasıtasıyla katkılarda bulundum. 2008 yılının Şubat ayında, on Türk kökenli göçmen Ludwigshafen’daki kundaklamanın kurbanı olmuştur. Bu dönemde Hürriyet gazetesinin Yazı işleri Müdürü Kerem Çalışkan ile birlikte bu olayın aydınlatılması için mücadele ettik. Ne yazık ki arka planda Almanya Göç Bakanı Maria Böhmer‘in bir takım örtbas taktikleri ile bu konunun üstü kapatılmıştır.

Bu bağlamda, Almanlar koruma altına alınarak Türkler suçlandı. O zamanın NRW sorumlusu sizin eski Parti Genel Sekreteriniz Stefan Lindner, Türk kurumlarına ve bana karşı suçlamalarda bulunan kişilerden biri olmuştu. Son olaylarla, benim gibi insanların Almanya‘daki aşırı sağ ve Nasyonel Sosyalizm konusunda ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkmıştır.

Bu nedenlerden ötürü, sizin Dışişleri Bakanı olarak bu olayların ardından ciddi adımlar atacağınızı varsayıyorum.

Öncelikle, Federal Hükümet‘in mağdur dokuz aileye aile başına olmak üzere en az 500.000 Euro tazminat ödemesi önemli olacaktır. Şuanda tartışılan aile başına 10.000 Euro  -ki bu rakam Adalet ve İçişleri Bakanlarının aylık gelirlerinin yarısına tekabül eder ancak bir „bahşiş“ olabilir.

İkinci olarak, Federal Anayasayı Koruma Kurumu ve Nazilerin etkili olduğu diğer kurumlar devlet kurumlarından çıkartılmalıdır.

Son olarak Almanya’daki 3 milyon Türk ile Alman toplumu arasında huzurlu bir  “ Bir arada Yaşam„ ve güven ilişkisinin başarılabileceğini umuyorum.

Tarafınızdan şahsen alacağım bir yanıt benim için büyük önem arz etmektedir. Eğer çalışanlarınız tarafından bir yanıt gönderme durumunuz söz konusu olacaksa o zaman gönderilmesine hiç gerek yoktur.

 

      Saygilarimala

       Faruk Şen

 

 

Bu mektup TAVAK çalışanı Tuğçe Pakzad tarafından Almanca’dan Türkçe’ye tercüme edilmiştir.

Daha fazla bilgi için Faruk Şen’e 0536 375 01 10 ve 0544 493 43 00 nolu telefonlardan ulaşabilirsiniz. Medya Koordinatörü Zeynep İnan’a 0212 347 24 80 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.